Headlines

Şairlerle, Ayrılığın Kronolojisi




Kısa ya da uzun bir ilişki; kaybolan inançlar, sararan umutlar, tükenen ümitler, kırılan hayaller. Emek emek inşa edilen ve bir zaman en şiddetli depremlere bile dayanacak kadar güçlü görünen o yapı küçük sarsıntılara teslim olmak üzeredir. Tükenmiştir tükenen; sevinçler tükenmiştir, küçük mutluluklar yerini tamiri mümkün olmayan kırgınlıklara bırakmıştır. İçine sığılamaz olur o dünya, içinde ne varsa yıkılmak üzeredir iki insanın üstüne. Tam da Edip Cansever'in ''Mutluluk bir kibrit çöpü kadar / Artık ne kadar yanarsa'' dediği noktadadır her şey. 

Ayrılık gelip ve çalmak üzeredir kapıyı. Kulağı kapıdadır sevenlerin, o an geldiğinde en çok yıpranan kapının koluna en hızlı uzanandır. Açar ve içeri alır ayrılığı, sonra çıkar gider. Kalana kalır ayrılığı ağırlamak. Çünkü o hiç gitmek istememiştir. Çünkü o ''Gökler üstümüze çökecekse çöksün, beraber kalalım altında'' diyerek sevmiştir. Gidenin arkasından su yerine Cemal Süreya dökülür dilinden ''Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git // Gözlerin durur mu hiç onlar da gidiyorlar. Gitsinler. // Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin // Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık ''

Ayrılık hüznü de getirir beraber. Sonraki her gün acıklı şarkılar söyleyerek doğar güneş pencereden. Karanlık bir türküdür gece. Günler biraz daha yavaştır eskisinden. Yemek içmek küskün birer arkadaştır. Hiçbir şey dolduramaz boşluğunu, hiçbir teselli çare olmaz. Hâlâ bir umut vardır yüreğinde. Çırpınır durur yüreği geri kazanmak için kaybettiğini. Louis Aragon'dan bir şiir seçer kendine.

Acılara batmamış bir aşk söyle bana
Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle
Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama
İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de
Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına
              Mutlu aşk yok ki dünyada
              Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa


Bekleyen de yorulur birgün. Beklemekten bitkin düşen kalbi bir Edip Cansever sözü fısıldar kulağına ''Ve bu yorgun bu hüzünlü yüreği, Benim degilmiş gibi hiç kimse görmeden, şöyle bir yol kenarına bıraksam.'' İnsan sevmekten vazgeçmez. Vazgeçtiyse beklemekten yorulmuştur elbet.

Her geçen gün bir parça daha koparır bekleyenin içinden. Her kopan parçanın yerine bir yenisi eklenir. Bir yeni sevda filizlenmeye başlar yüreğinde. Ondan başkasını düşünemezken onu düşünemez olmuştur artık. Bir umuttur bu belki de bir kaçış yangından. Ama iyi eder onu, güzeldir; unuttuğu heyecanlar yaşamanın o eşsiz tadına kaptırır kendini. Sonra bir akşam eline telefonunu alıp bir mesaj yollar gidene. Nazım Hikmet konuşur onun yerine.


Gönlümle baş başa düşündüm demin; 

Artık bir sihirsiz nefes gibisin. 

Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin 
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor 
Onlardan kalbime sevda geçmiyor 
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor 
Çünkü bence şimdi herkes gibisin

Yolunu beklerken daha dün gece 
Kaçıyorum bugün senden gizlice 
Kalbime baktım da işte iyice 
Anladım ki sen de herkes gibisin

Mâziye karışıp sevda yeminim, 
Bir anda unuttum seni, eminim 
Kalbimde kalbine yok bile kinim 
Bence artık sen de herkes gibisin. 


Bir an gelir giden dönmek ister. Terk etmek yerini özleme bırakmıştır. Bulamaz aradığını hiç kimsede, gittiği hiçbir yer yediği hiçbir şey onunla beraberkenki gibi aynı tadı vermez. Fakat yerinde yoktur bekleyen. Bıraktığı gibi değildir artık. Her şey gibi o da değişmiştir. Hem dışı değişmiştir hem de içi... Daha ilk cümlesini söylemeden Necip Fazıl olur dile gelir terk ettiği ve yapayalnız bıraktığı o gözler,


Ne hasta bekler sabahı, 
Ne taze ölüyü mezar. 
Ne de şeytan, bir günahı, 
Seni beklediğim kadar. 

Geçti istemem gelmeni, 
Yokluğunda buldum seni; 
Bırak vehmimde gölgeni, 
Gelme, artık neye yarar? 

Ve susar sonra ikisi de... 

Yazar: UMUTLU

Share this:

Yorum Gönder

 
Copyright © Faydalı Faydasız Bilgiler. Designed by OddThemes