Headlines

Ölüm Üzerine

Ölüm Üzerine

Bir Gün Daha Fazla Yaşamak

Ölüm üzerine kısa bir cümle kurmak gerekirse; gün gelecek hepimiz öleceğiz. O çok sevdiğimiz bedenimiz toprağın altına girecek ve doğanın döngüsüne karışıp en küçük yapı taşına kadar ayrılacak. Bunu adımız gibi bilmemize rağmen bir gün hatta bir saniye daha çok yaşamanın yollarını arıyoruz. Üstelik o bir saniyeyi de en iyi koşullarda geçirmek için birçok insanın hakkını gasp etmekte beis görmüyoruz.


Üreme ve Yaşama İçgüdüsü

Üreme ve yaşama içgüdüsü tüm canlı varlıklarda var. Bir geyiğin aslan görünce kaçması bu yüzden değil mi? Yaşama tutunmak için var gücüyle kaçması gibi insanoğlunun tıp alanında sürekli çalışmalar yapması; daha uzun yaşamanın, genç kalmanın yollarını araması, hastalıkların tedavisi için uğraşması da aynı güdünün eseri. Tüm canlılar sürekli ölümden kaçmanın peşindeler. Mutlak sondan kaçış mümkün mü? Elbette değil. Peki o halde bu nafile çaba neden? 


Doğada Her Şeyin Sınır Var

Dada her şeyin bir sınırı vardır. Bu sınırın altına veya üstüne çıkıldığında hemen tepkisini gösterir. Örneğin; bakterilere bir üst sınır koymasaydı birkaç saat içinde tüm dünyayı kaplamaları mümkündü. Ancak nüfusları belirli bir yoğunluğun üzerine asla çıkamıyor. Aynı şekilde bir yamaçtaki ağaçları keserseniz orada erozyon meydana gelir. 

Doğanın Dengesi

Doğa bir denge üzerine yaratılmıştır ve her varlığa biçilmiş ayrı bir görev vardır. Her türün ayrı bir yaşam alanı, farklı bir besin kaynağı mevcuttur. Doğanın bu dengesini bozan tek canlı insandır; çünkü her koşulda yaşama kabiliyetine sahip olmasından dolayı diğer türlerin yaşam alanlarının içine girerek göç etmelerine yahut yok olmalarına sebebiyet veriyor. Yaşamayı çok seven, bir an bile fazla nefes alabilmek için yapmayacağı şey olmayan insanoğlu dünya üzerindeki yaşam süresini kısaltmak için elinden geleni ardına koymuyor. Çünkü insan diğer türler gibi kollektif bir düşünce yapısına sahip değil; sadece bireysel kaygılarla ömrünü sürüyor. Bilinçaltındaki ''Nasıl olsa şurada yaşayacağım taş çatlasın 80 sene'' düşüncesiyle kendinden sonra gelecek nesillerin ömründen çalıyor. Hatta belki de birçok neslin tükenmesine sebep oluyor. 


İnsanlığın Geleceğini Yok Ediyoruz

Artan insan nüfusu ile önce şehirler genişledi. Ardından bunun böyle olmayacağı düşünülerek yeni mühendislik uygulamaları ile apartman denilen binalar inşa edilip enine değil boyuna kentleşmenin yolu açıldı. Fakat bu da yeterli olmadı ve olmayacak. İnsanoğlu üzerinde yaşadığı gezegeni sürekli tüketiyor, bitiriyor. Bugün bir kişi bir saniye daha çok yaşasın diye binlerce yıl sonra doğacak çocuklar öldürülüyor. Uzay çağını yaşayan ülkeler medeniyet kurmak için yeni bir gezegen arayışında olsa da bugünkü imkan ve teknoloji ile bu pek mümkün görünmüyor. Zamanda yolculuk, ışık hızında hareket gibi fiziksel düşünceler de teoriden öteye geçemiyor. Gerçi ışık hızından daha hızlı ilerleyen parçacıklar keşfedildi ama bunun daha büyük kütleli maddelere uygulanamayacağı da ortada. Uzun lafın kısası; yaşamı ne kadar çok seviyorsak insanlığın geleceğini de o kadar hızlı yok ediyoruz. 
BENZER İÇERİKLER İÇİN TIKLAYINIZ  

Share this:

Yorum Gönder

 
Copyright © Faydalı Faydasız Bilgiler. Designed by OddThemes