Headlines

İstanbul'da Turkuaz Günleri

İstanbul'da Turkuaz Günleri

Sebebi Mikroorganizmalar

Tuna ve Dinyeper nehirlerinden boğaza taşınan bitkisel mikroorganizmaların Akdeniz yolculuğu başladı. Bu yılki yoğunluk geçmiş senelere nazaran biraz daha fazla ve bu da muhteşem bir görsel şölene sebebiyet verdi. Bu organizmalara ilave olarak Sahra Çölü'nden gelen yağmurların da katkısının olduğu söylenen bu manzaranın bu yıl balık bolluğuna da neden olacağı belirtiliyor. 


İstanbul'un Her Mevsimi Ayrı Güzel

Erguvanlar, laleler, algler, bembeyaz karlar, sarı yapraklar... İstanbul'un her mevsiminde ayrı bir güzellik var. Zaten tabiat ananın sunduğu bu güzellikle olmasa çekilecek bir şehir değil. Kirlenmemiş, bozulmamış, ranta açılmamış, taşlaşmamış bir alan bulmak neredeyse mümkün değil. Adaların bakirliğini saymazsak doğal kalmış mekanlar parmakla sayılabilir. Aslında ben hiç Kadıköy'ün ötesinde yer alan ve denize komşu ilçelere gitmedim. Ancak diğer bölgelerdeki doğal güzellikleri sayabilirim. 

Havanın güzel olduğu bir akşam üstü çekirdeğinizi ve içeceğinizi alıp Moda'ya gidebilirsiniz. Orada çimlere serilip bir köşede usulca enstrüman çalıp şarkı söyleyen gençleri dinleyerek mehtaba dalabilirsiniz. Kız Kulesi'ni karşıdan gören ve arkasında simit sarayı olan küçük çay ocağına gidip tarihe yarımada ve Kız Kulesi manzarasına karşı çayınızı yudumlayıp kendinizi bu eşsiz güzelliğe bırakabilirsiniz. Üsküdar'dan Beykoz'a uzanan güzergahta ise Fethi Paşa Korusu, Kuzguncuk, Çengelköy, Mihrabat Korusu, Kanlıca ve Anadolu Kavağı muhakkak görmeniz gereken muhitler arasında sayılabilir. Anadolu Hisarı'ndaki öğretmenevinde ayağınıza dalgalar vururken çay içme imkanınız da var.

Tarihi yarımadadan bahsetme gereği duymuyorum. Eminönü'ne ulaştıktan sonra her yanınız tarih kokuyor; buradan tramvay yolunu takip ederek Gülhane, Sultan Ahmet Meydanı, Beyazıt Meydanı gibi İstanbul'un simge mekanlarını görebilirsiniz. Biraz da ara sokaklara gireyim derseniz karşılaşacağınız tarihi manzaralar saymakla bitmez. 


Eğer Eminönü'nden Haliç'e doğru bir istikamette ilerlemeyi tercih edecek olursanız dünyanın en eski metrolarından birini kullanıp İstiklal'e çıkabilir, burada Galata Kulesi'ne bir ziyaret gerçekleştirerek 360 derece açıyla İstanbul'u izleyebilirsiniz. Gerçi yüzünüzü denize döndüğünüzde 75 derece sağa 75 derece sola dönmeniz yeterli olacaktır çünkü diğer bölgeler sadece taş yığını. Daha sonra Beşiktaş üzerinden Yıldız Korusu, Ortaköy ve Bebek'i geçip Rumeli Hisarı'na ulaşabilirsiniz. Hisarı'n en tepe noktasına çıkıp buradan boğazı ve manzarayı izlemeyenlerin kaybı çok büyüktür. Onlar asla İstanbul'u gezdim demesin. Eğer mevsimindeyseniz Emirgan Korusu'na uğrayıp lale şölenine katılabilirsiniz. İleri bölgelerde yer alan Yeniköy ve İstinye'nin de kendine has güzellikleri var. Benim hiç yolum düşmedi ama dileyenler Sarıyer ve ötesine de gidebilirler.

Eminönü'nden ne Beyazıt ne de İstiklal yönüne gitmeyi tercih edenlerin yönü Balat'a ve Eyüp'e dönük olacaktır. Özellikle Pier Loti de görülmesi gereken yerlerden. Orada teleferike binmeden olmaz. 

Şöyle bir bakınca ne de çok yer varmış diyor insan ama bunlardan birçoğu ihtişamını yitirmiş yerler; etrafları taş duvarlarla kaplanmış ve her köşeleri ranta açılmış. Zamana meydan okuyan tarihi yapıların insanlarla olan savaşını kaybetmek üzere olduğunu söyleyebiliriz. 

BENZER İÇERİKLER İÇİN TIKLAYINIZ 

Share this:

Yorum Gönder

 
Copyright © Faydalı Faydasız Bilgiler. Designed by OddThemes