Headlines

Kesişen Hayatlar -2


Kesişen Hayatlar -2

Nihayet çinko tavanlı ev görünmüştü. Yağmur iyice bastırınca çatısı akıtıyordu ama idare ediyorlardı. Gözleri, sokakta top koşturan çocukların içinde Aktekin'i aradı; yoktu. Ona bu ismi dedesi vermişti. İsmiyle yaşar inşallah, diye geçirdi içinden. Zaten daha şimdiden belli ediyordu kendini; yiğit, ahlaklı çocuktu. Yalan konuşulmasını sevmez, kendisi de hiç söylemezdi.  Sonra evin tüm ışıklarının kapalı olduğunu fark etti. Bir yere mi gitmişlerdi acaba? Tanrı korusun eşi, çocuklarını da alıp onu terk mi etmişti? "İşte bunu kaldıramam" dedi kendi kendine. Ardından toparlandı ve elektriğin kesilmiş olabileceğini düşündü. Eve yaklaştıkça perdeden hafif bir ışık hüzmesi görünüyordu. Kadıncağız onca dert, keder, yokluk ve yoksulluğa rağmen evine, yuvasına sahip çıkıyordu. "Cennetlik kadın" dedi yalnız kendisinin duyabileceği bir tonla. 

Nihayet evin kapısına varmıştı. Belki komşular görmüştü ama alacaklılardan yana sıkıntı yoktu. Gerçi görseler ne olacaktı; parası yoktu işte, işsizdi canını mı alacaklardı? Sadece gurur yapıyor, halinden utanıyordu. Ne zaman sorsalar " En kısa zamanda" demekten de bıkmıştı. Kapıyı kızı Akbegüm açtı. Ona da bu ismi ileride hayırlı bir eş olsun diye vermişlerdi. Zaman kötüydü. Etraf yosma kaynıyordu. Daha bugün Beyza'yı ne halde görmüştü. Kızını aşağıdan yukarıya süzüp, "İnşallah benim kızım öyle olmayacak." dedi ve kucağına aldı. Babasının ne demek istediğini anlamayan Akbegüm, sevinçle yanağından öptükten sonra sordu:



-Anlamadım baba, nasıl olmayacağım?
-Boş ver kızım boş ver, anan nerede?
-Mutfakta.
-Ya Aktekin?
-Arkadaşına ders çalışmaya gitti; yarın yazılısı varmış.

Çocukcağız ne azimliydi. "Tıpkı bana çekmiş; inşallah kaderi benzemez" diye geçirdi içinden. O esnada karanlıkta eşyalara çarpmamaya özen göstererek elinde bir mumla Behice çıkageldi. Ne güzel kadındı. Ancak eskisi gibi şen şakrak değildi. Kaç aydır nur yüzünü yaşadıkları sefaletin hüznü kaplamıştı. 

- Hoş geldin bey.
-Hoş bulduk hanım.
- İş bulabildin mi?
- Yok dedi, iç çekerek.

Çok mağrur kadındı. Belli ki bugün incinmişti; elektriği kesmişlerdi. Konu komşu oturmuş bunu konuşuyordur, diye düşündü. Kadıncağız da rezil olmuştu. Herkesin kocası çalışıyor evine ekmek getiriyordu. Onun beyi de elbet eski günlerdeki gibi olacaktı. Tüm bunların aklından geçirdiği esnada yanağını aşan damlalar sanki dudağını aşındırıyordu. Her kelime bir öncekinden kırık ve tutuktu. Kekeliyordu, boğazı düğüm düğümdü. Sonra birden hıçkırarak konuşmaya başladı.

-Bugün ev sahibesi geldi. Kapının önünde bağırarak "Üç aydır kirayı vermiyorsunuz, çıkın evimden. Ne utanmaz, arlanmaz insanlarsınız. Acıdık çoluk çocuk var dedik ama bu kadar da iyi niyetimizi suistimal edin demedik yani" diyerek gitti.

Sonra gözyaşları hıçkırığa dönüştü. Hiçbir zorluğun yıldıramadığı o dağ gibi kadın; onun nazlı Behice'si karşısında bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. 'Ağlamasın da ne yapsın?' diye sordu kendine.  O şirret kadın kapının önünde bütün millete  rezil etmişti. Zaten kaç gündür kayın validesinin gönderdiği erzak tükenmişti ve yalnızca un kalmıştı. Onu da mayalayıp elektrikli ocakta kızartıyordu. Komşular yemek getirirse ekmek niyetine, getiren olmazsa da yalın bir halde çocuklarla beraber onu yiyorlardı. Anlaşılan bugün elektrik kesilmeden önce hazırlamaya fırsat bulamamıştı. Büyük ihtimalle  komşulardan yemek getiren olduysa da Behice utancından kapıyı açmamıştı. Çocuklarının aç olduğunu düşünerek iyiden iyiye incinmişti. Bir ara Behice'yi teskin etmeyi düşündüyse de muvaffak olamamıştı; Behice onu sert bir el hareketiyle itti. Sonra Akbegüm'e baktı, o da ağlamak üzereydi. Biraz sonra kendisinin de ağlayacağını düşündü ve hızla kapıya yöneldi. Akşam olmuş, karanlık çökmüştü. Bir tütün çıkardı. Bir şeyler yapmalıyım, diye düşünerek yaktı. Ya borç bulacaktı ya dilenecekti ya da hırsızlık yapacaktı. Çocuklarının böyle aç kalmalarına gönlü razı olmazdı, ölse daha iyiydi. Karanlıkta uzayan sokak lambasının gölgesine bakarak, büyüyen çaresizliğini düşündü ve ardından "Bismillahirrahmanirrahim" dedi.  İçindeki çıkmazların kuytuluğundan kurtulup ne yapacağını, nereye ve kime gideceğini bilmez bir halde kendini karanlığın koynuna bıraktı.

Devamı gelecek....

Share this:

Yorum Gönder

 
Copyright © Faydalı Faydasız Bilgiler. Designed by OddThemes